31 Ekim 2009 Cumartesi

Montpellier, Fransa

Merhaba.. Şimdide size üniversite eğitimimi de aldığım yerden biraz bahsedeyim. Karşınızda Montpellier...

Montpellier, Nice ve Marsilya kıyı şeridinden Barcelona'ya gelmeden önceki şirin bir Akdeniz Kenti'dir. Nüfusu 250.000 civarlarında dolaştığı söylenen bu yerde yazın en az iki katı olduğu da kesin bir gerçek. Kurulumu itabari ile Paris'in ki gibi son on yıllık bir yenileşme süreci içerisinde. Yani eski evler (fransız mimarisinin güzel örnekleri) yerini yine tatlı ve en fazla 7-8 katlı rezidans tarzı apartmanlara bırakıyor. Yanlış anlaşılma olmasın yıkılmıyor. Şehir genişliyor.
Burası tam bir öğrenci şehri. Yılın her zamanı genç nüfus oranı çok yüksek. Bunun dışında birçok güzel kafe, restoran ve barda mevcut. İstanbul'un Lüks Eğlence Hayatı'nın izleri çok görülmeside buna benzer yaşanabilecek ortamlarda var.
Fiyatlar Türkiye ile karşılaştırıldığında yüksek. Bunun en büyük sebebi burada alınan maaş ortalamasının bizim ülkemizinkine göre 3 katı dolaylarında seyretmesi. Bu da bir ürünün fiyatını iki ile üç ile katlanmasına sebep oluyor.
Şehrin içerisinde iki tane Çarpı şeklinde birbirinden bağımsız tramvay güzergahı mevcut. Orta noktalarda yani şehir merkezine yakın olan noktalarda biraz dolaşarak, uçlara ise düz şekilde gidiyorlar. Otobüsler de var elbette. Ama genellikle bisiklet tercih ediliyor. Yani kişisel bisikletlerin yaında devlete ait bisikletleri ücret karşılığı alıp kullanabiliyorsunuz. Araba kullanılmaması için özel olarak park problemi yaratılmış. Araba nüfusu kadar motorsiklet nüfusuda var.
Montpellier'ye gelmenin birçok yolu var. Fakat direkt olarak farklı ülkelerden uçuş yok. Sadece Paris güzergahlı uçuşlar var. Bunun sebebi de TGV kullanımının artırılması diye düşünüyoruz. Her yere TGV denen hızlı trenler aracılığıyla gidebiliyorsunuz..
Unutmadan buraya yazın geliyorsanız bolca t-shirt getirmeyi unutmayınız.
İyi günler efendim...
devamı burada...



































Merhabalar. Gezi yazılarını inanın unutmuşum. Yazıcam dediğim o kadar yer, o kadar anı var ki... Tabii başlıkta gördüğünüz gibi İL, ÜLKE şeklindeki açıklamalar genel tanımlamalarım ve gözlemlerim olacaktır. Şimdi gelin İznik'in bu sitede bulabileceğiniz ayrıntılarına...

İznik normalde bir il değil, Bursa'ya bağlı. Adını verdiği İznik Gölü'nün bir kıyı şeridini kaplayacan ve içerilere sokulan bir ilçe. İznik' i diğer ilçelerden ayıran en büyük özelliği tarihteki sahnesi. Birçok Devlet ve İmparatorluğa başkentlik eden bu küçük yer, Osmanlı İmparatorluğu' nun da başkenti olma özelliği taşımaktadır aynı zamanda. Günümüzde geçmişten kalma duvar ve sur örneklerini hala görebilirsiniz. Diğer ilçelere oranla daha gelişmiş ve bulunduğu sahil şeridi boyunca il görevini üstlenen İznik'te yine adını verdiği Meşhur İznik Çini'lerini öğretmek amaçlı bir Üniversite bulunmaktadır. Araştırmanızı istediğim için çok ufak ayrıntılara yer vermeyeceğim.
İçinde büyüklü küçüklü birçok esnaf barındıran İznik aynı zamanda bir turizm merkezi olma özelliği taşımaktadır. Yabancı turistlerin ziyaret edeceği bir çok yer olmasının yanında yerli turistlere de hizmet vermektedir. Örneğin motorcu grupları günü birlik veya haftasonları İznik güzergahından geçmektedirler. Bunun dışında İznik kuşlara da ev sahipliği yapar. Birçok göçmen sürüsünün geçiş güzergahında doğal ve nezih ortamıyla, kimi zaman kuşların dansını izleme fırsatı bulabilirsiniz.
Tarihsel önemlerinden biri, Hristiyanlığın kuralsal bazda kanunlarının burada verilmiş olması ve bu yerin şu an İznik gölünün içinde varlığını sürdürmesidir. Buraya Senato Sarayı diyorlar. Birde İstanbul'dan bileceğimiz, bugünkü adıyla, Ayasofya Müzesi (Kilisesi, Camii,..) 'nin asıl yeri İznik'tedir. Tam olarak merkezde bulunmaktadır. Yaklaşık 3 sene önce kazılarına başlanan bir Hamam'da ise bugünkü kullanılan yolun altında yaklaşık 9-10 metre altında Roma İmparatorluğuna ait yol taşları ve sütunlar elde edilmiştir. Bu İznik'in toprak üstüne inşa edilerek ilerlediğinin kanıtıdır. Zaten birçok kazı alanı bulunan İznik'te Tarih'in çok eski zamanlarına dayanan eserlerde çıkmaktadır. Ayrıca dünyadaki en büyük tek parça taştan lahit (kral mezarı) da yine İznik'te bulunmaktadır.
İznik'in tarihini buraya sığdırmam elbetteki imkansız. O yüzden sadece araştırmanıza etki edebilecek güzellikte örnekler sundum.
Gelelim bir de Darka Tatil Köyü'ne.. İznik'in yazın gelirlerini arttıracak derecede önemli bir yer burası. İznik'ten yaklaşık 3km sonra yine sahil şeridine kurulmuş bir tatil cenneti. Darka adını Darüşafaka'lılardan alıyor.(Dar-ka) Yani ilk kurulum düşüncesine onlar fikir babalığı yapmışlar. Daha sonradan gelişmiş tabii..
Sonuç olarak insana huzur veren ve stresten zerre bırakmayan bu yeri görmenizi tavsiye ediyorum. Metro Turizm'in buraya direkt olarak kalkan otobüsleri var. Bunun dışında vapur veya hızlı feribot kullanarak Yalova'ya ulaşırsanız, oradan da minibüs tarzında belediye araçları kalkıyor. Ama en güzeli sabahleyin o manzarayı sindire sindire İznik yollarına düşmektir.
İyi günler dilerim...
devamı burada...

30 Temmuz 2009 Perşembe

Nedendir Gezi Yazıları; Bilmezdim...

Merhabalar,

"Giriş Yazısı" niteliğinden kurtulamayacak bir başlangıç yapalım. Başlığa dikkat çekmeden , öncelikle şu soru var kafamda.. Neden gezeriz? Yada gezmek nasıl bir eylemdir ki, akla geldiğinde akla huzur'u çağrıştırsın..

Aslında gezmek yada gezmeye gitmek bulunduğun ortamdan uzaklaşmak niteliği taşımamasını gerektirsede gezilerimiz hep 100 km sonrasından başlayarak "gezi" ismini alıyor. Yani ondan öncesi "dışarı çıkmak" fiiline mensup.

Neyse efendim gelelim huzur'un katık yapıldığı geziye.. gezilere.. Gezi illaki tatil yapmak demek değildir. Yani aslında tatil gezinin bir alt başlığı... Gezerken dinlenmek yada gezerken eğlenmek tadında birşey.. Peki gezi nedir?

"Gezi söylediğimiz gibi uzaklaşmak ve hayatın tadını farklı tadlarmışçasına deneyebilmektir."

Peki insan niye gezer sorusunu geçerek insan neden gezilerini kaydeder konusuna girerek bir kompleksimi daha dışarı vuruyorum.. Aslında hem günler, aylar, yıllar sonra bakıp hatırlayıp çeşitli tepkiler vermek için yazacağım.. Bir de büyük bir sebebi daha var aslında.. Ne kadar çok çeşitli konularla ilgilensemde artık "gezi"yi ayrı ele almak istiyorum. Yani çok farklı bir aktivite tadında. Bugün buraya gittim. Şöyle yaptım diye yani.. Gezelim-görelim hesabı..

Kimbilir belki birgün burada o kadar çok yazı biriktiririmde birileri bu bilgilerden faydalanır. Eee tabi sadece geyik yapacak değilim bu bölümde... Peki neler içericek bu bölüm?

-Gittiğim, kaldığım yerin tam tarifi
-Gitmem gerekenler listesi (yani sel oldu da gidemedim ya, yinede gidemesemde koyacağım listeyi)
-Ölmeden yapılması, tadılması, çıkılması gereken birşey varsa onlarda burada
-Resimler, videolar, bir de bazı mekanlarda yakılıyabildiğim müzik uyumu durumları

Yani bir yeri her şekliyle ortaya koyacağım. İyi günler dilerim... :)
devamı burada...